Tecavüzleri Önlemenin Yolunu Beğenmeyeceksiniz

Tacizci ve tecavüzcüleri işaret etmektense kendini kırbaçlamak etno-mazoşizmdir. Etno-milliyetçilik ile ortakyaşar. Biri olmazsa öbürü de ölür.

 

İsveç kamuoyu bir haftadır Bråvalla müzik festivalindeki tecavüz ve taciz olaylarını konuşuyor. Bütün vakaların rapor edildiğini varsayarsak, toplamda 4 tecavüz 23 de taciz dosyası var.

Dünyanın ilk feminist hükûmeti tarafından yönetilen ve dünya cinsiyet eşitliği endeksinde ilk sırayı alan İsveç’te artık bir süredir kadınlarla erkeklerin bir arada bulundukları açık hava ve kapalı mekan eğlencelerinin -festivallerden belediye havuzlarına kadar, sistematik ve zincirleme cinsel şiddet suçlarına sahne olması sizin de ta Türkiye’den dikkatiniz çekiyordur.

Dili bildiğinizi varsayalım: Yine de gazeteleri okuyarak, tv haberlerini seyrederek bu vakaların neden son iki senede aniden patladığını anlamanıza imkan yok. Onun yerine tek göreceğiniz, ülkenin bütün yazar, çizer, şarkıcı, sanatçı tayfasından cinsiyeti erkeğe tekabül edenler arasındaki o birbirlerinin üzerine çıkarak yaptıkları günah çıkarma yarışı olacaktır. Tamamı beyaz etnik İsveçlilerden oluşan ünlülerin kamuoyu önündeki bu gösterişli toplu günah çıkarma törenlerinde dile getirdikleri “erkekliklerinden utanış”, ancak Kerbela’nın yasını tutan müslümanların kendilerini kırbaçlayarak sırtlarını kan revan içinde bıraktıkları törenler ile eşleştirilebilir. Ben beyaz ve ayrıcalıklı Batılıların kendilerini bu şekilde kırbaçlamalarına etno-mazoşizm diyorum. Batı’da etno-mazoşizm, etno-milliyetçilik ile ortakyaşar. Sembiyozdur. Biri olmazsa, öbürü de ölür.

Ne çare ki eğitimli, ayrıcalıklı, vicdanlı, empatisi bol, liberal ve feminist Batılı erkeğin bu asaleti kadınları kurtarmaya yetmiyor. Çünkü mesela hepsi bir araya toplanıp bugün çüklerini kesseler, yarın yapılacak ilk festivalde yine tecavüzler ve tacizler gırla gidecek. Nasıl oluyor da oluyoru Fikri Sağlar’ın önergesi ile beraber haftaya Cuma günü Gazete Duvar’daki yazıma ayırdım. Bu yazıda Bråvalla Festivali ile Sweden Rock Festivali’ni karşılaştırarak önemli bir noktaya dikkat çekmek istiyorum.

Öncelikle şu temel önbilgiyi vereyim. Bråvalla Festivali pek çok rock sanatçısını sahneye çıkarsa da artist listesi daha geniş bir janr aralığı olduğunu gösteriyor. Indie, pop, techno, electronic ve daha adını bilemeyeceğim türler. Hispter’ı bol ve gender kimliği 2 ile 58 arasında bir festival olsa gerek. Sweden Rock Festivali ise pure rock ve heavy metal. Böyle ortamların ayısı, öküzü gırladır. Full testosteron ve ayak kokusu.

Gelelim sürprize: Bravalla Festivali 4 tecavüz ve 23 tacizle kapanırken, ondan bir iki hafta önce yapılan Sweden Rock Festivali içinse polise 134 vaka intikal etmiş. Enteresan olan şu ki, bu 134 vakanın hiçbiri cinsel suçları kapsamıyor. Ağırlığı, festivale seyirci olarak katılan mafyavari motosiklet kulüpleri (çeteleri de diyebilirsiniz) ve üyeleri arasında çıkan kavgalar ile narkotik şubeyi ilgilendirecek vakalar oluşturuyor. Hastanelik olan yok. Yalnız birkaç bıçağa polis tarafından el konmuş. Biraz cannabis, biraz da anfetamin. Konu ile ilgili görüşü alınan polis memuru Fredrik Bratt, festivalde hiç tecavüz ve tacizin olmamasına şaşırmamak gerektiğini söylemiş bir gazeteye. Buranın seyirci profili, kadınlara tacizde bulunan tiplerden oluşmuyor diyor memur bey.

Kendi geçmişim de rockcı olduğu için (hayır, ayaklarım kokmuyor) bu demeci hem ilginç buldum, hem de bulmadım.

Türkiye’den pek çıkmamış rock müzikseverler için sürpriz olabilir belki, fakat Avrupa’daki rockcı profili ile Türkiye’deki birbirine tamamen zıttır. Açıklayayım:

Ben Türkiye’deyken etrafımda herkes ya rock dinliyordu ya da synth. Kısacası rock dinlemek, orta ve üst sınıf ailelerin halk arasında ”entel dantel” diye tanımlanan üniversiteli çocukları arasında yapılan bir şeydi. Hatta liseye kadar inersek bir güzel detay daha vereyim. Özel kolejlerde okuyan arkadaşlarımız Mötley Crüe, Van Halen, Kiss gibi Amerikalı grupları daha çok dinlerlerken, nispeten eli yüzü düzgün devlet liselerinde okuyan bizler Brittish Rock dinliyorduk. Deep Purple, Rainbow, Black Sabbath vesaire. Böyle bir ayrım vardı. Niyesini nedenini hala bilmiyorum. Ama vardı.

Avrupa tam tersidir. Rock müzik, düşük eğitim seviyeli işçi sınıfının müziğidir. Zamanında gündüzleri ben de onlarla aynı işleri paylaştığım ve geceleri Stockholm’ün rock kulüplerini aşındırdığım için rahatlıkla söyleyebilirim ki bu kesim, toplumun bulabileceğiniz en şovenist, ırkçı, homofobik ve seksist kesimidir. Eğer şehrin belli başlı rock kulüplerinin işletmecileri ya da güvenlikten sorumlu elemanları Süryani veya Sırp kökenli olmasalar, kafayı gözü yardırmadan benim de buralara girip çıkmam mümkün olmazdı. Sağolsunlar, Türk olmam 2 metre boyunda zebellah gibi Sırp güvenlik görevlilerine sempatik gelmiş olacak ki, müdavimi olduğum bu mekanlarda yıllarca yanıbaşımda sağ eli yukarda Sieg Heil çekenlere sırıtarak içkilerimi yudumladım, burnum bile kanamadan istediğim yere girip çıkabildim. Rockcu tayfanın hepsi bu kalibredeydi demiyorum tabii. Dereceleri vardır. Ama bu dereceler ekseriyetle sağ ile aşırı sağ arasında olmuştur.

İşte tam da bu nedenlerden ötürü ve davetli sanatçı listesine de bakarak, Bråvalla ile Sweden Rock Festivallerinin ziyaretçi profillerinin farklı olduğunu rahatlıkla söyleyebilirim. Birisi herkese açık, Avrupa’da dedikleri gibi ”inclusive”,  liberal, hoşgörülü, farklılıklara daha müsamahakâr bir festival. Diğeri kapalı, dışlayıcı, kendinden olmayana karşı tehditkâr. Ve tabii homojen.

Hangisi hangisinden daha iyi, tabii bu konuda benim bunca yıl sonra net bir fikrim var ama onu size söylememin bir anlamı yok. Sizin fikriniz daima sizin için daha önemli. Sadece şunu diyebilirim. Benim 30 yılımı aldı dünyanın asla mükemmel ve ideallerimizdeki gibi bir yer olmayacağını anlamak. Bir şeyi düzeltirken, öbürünü mutlaka bozacağız. Bir iyileştirmeyi muhtemelen iki kötüleşme takip edebilir. Hem pastayı yiyeyim, hem de tabağımdaki pasta hiç bitmesin… Böyle bir şey yok.

Bu basit gerçeği anlayamazsak, ideallerimiz ve ideolojilerimiz bizi yanlış yerlere götürüp bıraktığında, geri dönmeyi akıl etmek yerine daha da ileriye gidip saçmalayabiliriz.

The Guardian: Sweden’s Bråvalla music festival cancelled next year after sex attacks

Hiçbir yazıyı kaçırmamak için
Listeye katılayım