P

Paris İklim Anlaşması yüzünden iki puanını kırdım Trump’ın

Trump iklim

Amerika’yı ve hatta dünyayı ikiye bölen Donald Trump üzerine gazeteci Salena Zito’nun çok yerinde bir tespiti var (1):

Trump’a oy verenler adamın kendisini ciddiye alıyor, sözlerini değil. Basın (ve muhalifler) ise Trump’ın sözlerini ciddiye alıyor, ama kendisini değil.

Ben Trump’ı ciddiye alanlardanım. Bombastik söylemleri ancak ”siyasetçi siyasetçi gibi olacak arkadaş” diyenleri rahatsız eder. Beni etmiyor. Ve kimse unutmasın, Trump’a oy basanlar da adam siyasetçi olmadığı için bastılar. Söylemleri zaman zaman amacını aşsa da, siyasetçilerde görmeye alışkın olduğumuz laf salatalarını (mambo cambo) barındırmıyor. Aksine, çoğu insanı sinirden havaya hoplatan o söylemlerin arkasındaki temel düşüncenin çoğu zaman sağduyuyu yansıttığını düşündüm ben. Her konuda değil tabii. Bu mümkün de değil zaten. Ama önemli konularda sağduyulu. Göç, bunlardan bir tanesiydi. Görüyorum ki sağduyu ile yaklaştığı konulardan biri de küresel ısınma üzerine politikalar. Gerçi seçilmeden önce küresel ısınma konusundaki görüşlerini açıkça dile getirmişti (2) ancak uluslararası ilişkilerin öğütücü çarkında bu düşüncelerini icraata geçireceğine çok da ihtimal vermemiştim açık konuşmam gerekirse. Ama yaptı. Bravo!

Paris Anlaşması’ndan Amerika’yı çekmesine 10 üzerinden 8 puan veriyorum. 2 puanı da “anlaşma Amerika’nın çıkarlarını da korur şekilde yeniden gözden geçirilirse bir daha bakarız” dediği için kırdım. Bombastik bir adamsın, desene “Paris anlaşması zırvanın daniskasıdır”. Dünyanın büyük bir bölümü yine otomatiğe bağlanmış şekilde küfredecek sana zaten. Ne desen o küfürleri yiyeceksin. Bari doğruyu söyle. Tüm çıplaklığı ile.

Çünkü Paris Anlaşması, bir grup ülkenin, kontrolleri dışında olan bir şeyi engellemek adına, ulaşamayacakları bir hedef belirleyip dünya kamuoyu önünde göz boyadıkları bir anlaşmadan başka hiçbir şey değil. İmzacı ülkelerin liderleri belirli aralıklarla toplanarak insanlara ”biz bir şeyler yapıyoruz” mesajı veriyorlar. Anlaşma bundan ibaret. O kadar. Ama bakın, PR’ı o kadar yüksek demek ki, ana akım medyanın gazıyla sosyal medya yine kıyamet yerine döndü. “Don’t you believe in climate change? Yanacaksın. Cayır cayır.”

İnanma camide olur. İman etmişlere de ulaşmak mümkün değil. Ancak kafasında acaba sorusu ile gezenlere “burada böyle bir şey var, istersen bak” denebilir belki. Bu yazı, böyle bir çaba kapsamında burada yayınlayacağım üç yazılık bir serinin ilki.

Öncelikle şunu diyeyim. İklim değişiyor. Hep olduğu gibi. Bu değişimin ne kadarı insan yüzünden? Bunu bulup, alınacak önlemlerin ödenecek bedelleri ile karşılaştırarak değer mi, değmez mi, başka yollar var mı, buna bakmalıyız diye düşünüyorum.

Şöyle yapalım: İki senaryo olsun önümüzde. A senaryosu, sadece Amerika’nın çekilmesini değil, daha önce imzasını koyan tüm ülkelerin Paris Anlaşmasını feshetmesini öngörsün. B senaryosu ise Amerika dahil tüm ülkelerin Paris Anlaşmasının belirlediği şartları eksiksiz olarak yerli yerine getirdikleri bir senaryo olsun. Daha yaşanılır bir dünya adına çoğunuzun rüyalarını süsleyen B senaryosu gerçekleşseydi, 2100 yılına geldiğimizde bir felaket olarak gördüğünüz A senaryosuna nazaran sadece 0,17 derecelik bir ısınmanın önüne geçebilecektik (4).

Altını tekrar çizeyim; eğer ülkeler küresel ısınmaya karşı Paris Anlaşmasındaki tüm şartları yerine getirseydi diyorum. Getirmezlerse ne olurdu? Yarın ne olur? Cevap: Hiçbir şey. Çünkü Paris İklim Anlaşması, bu anlaşmaya uymayan ülkelere bir yaptırım getirmiyor. Kontrol zaten yok. Tam da bu yüzden Trump’ın kararının ardından Çin ve Rusya anlaşmayı terk etmeyeceklerini açıkladılar. Bir tanesi dünyanın en büyük nüfusa sahip ülkesi. Çılgın ve devasa bir devlet kapitalizmiyle işliyor. Diğeri, endüstrisi eski teknolojiyle çalışan, çevrecilik söz konusuysa 100 yıllık sabıkası olan bir ülke. İkisi de ”kapalı” ülke. Tabii Paris Anlaşmasının arkasında duracaklar. Çünkü:

    1. Trump Amerika’yı geri çekmişken onların özgür dünyanın liberal liderleri olan Macron ve Merkel ile beraber aynı yerde kalmaları verecekleri görüntü açısından iyi.
    2. Anlaşmaya uyup uymamalarının ne bir ödülü ne de bir cezası var.
    3. Kendi içlerinde bu anlaşmanın şartlarına niye uymadıklarını sorgulayacak sivil toplum kuruluşları, basını vesaireleri falan da yok.

E beni de alın bu Paris Anlaşması’na o zaman? Ben de imzalayayım. Herkes çıksın. Ben sonuna kadar arkasında dururum.

Şeytan yine ayrıntıda gizli. Eğer 100 yılda 0,17 derecelik ısınmayı engellemeye kendini adamak isteyenler varsa, mesela Çin’in ürettiği güneş panellerine koydukları gümrüğü kaldırmakla başlayabilirler işe. Bakın bu çok daha yapılabilir bir şey. Bu Cuma günü Brüksel’de toplanır, karar alırsınız. Pazartesi günü gümrük kalkar. Çok acil ya konu? Elimizi çabuk tutmalıyız ya? Vakit kaybetmeden bir şeyler yapılması lazım. Buyur yap işte!

Tahmin edin bakalım; Çin’in ürettiği güneş panellerine %47,6 gümrük konulurken (5), Avrupa Birliği’ni ve serbest ticareti yere göğe koyamayanlardan çıt çıktı mı? Akla takılan bir başka soru: Paris Anlaşması’ndan geri adım atsa, Merkel ve Macron’a güneş paneli satabilir mi Çin? Solcuları hadi geçelim, Trump’a globalizm ve serbest ticaret dersi veren liberaller düne kadar neredeydi? Bir tahminde bulunayım: Yarısı halkın ırkçı ve cahil  gördükleri kesiminin hakkından Jakobenizmle gelme hayalleri kuruyor, diğer yarısı ise yolları kim yapacak diye tartışıyordu.

  1. The Atlantic: Taking Trump Seriously, Not Literally
  2. Youtube: Donald Trump on Climate Change
  3. Sözcü: Paris İklim Anlaşması Nedir
  4. Bjorn Lomborg: Paris climate promises will reduce temperatures by just 0.05°C in 2100 
  5. EU: Statement by EU Trade Commissioner Karel De Gucht on the amicable solution in the EU-China solar panels case
  6. Heritage: Cost of a Climate Policy: The Economic Impact of Obama’s Climate Action Plan
  7. YouTube: Yine Trump. Ama Obama başkanken. Seyredin. Eğleneceksiniz.

 

*** Dr. Lomborg’s research reveals (fully peer reviewed and published in the Global Policy journal):

  • The climate impact of all Paris INDC promises is minuscule: if we measure the impact of every nation fulfilling every promise by 2030, the total temperature reduction will be 0.048°C (0.086°F) by 2100.
  • Even if we assume that these promises would be extended for another 70 years, there is still little impact: if every nation fulfills every promise by 2030, and continues to fulfill these promises faithfully until the end of the century, and there is no ‘CO₂ leakage’ to non-committed nations, the entirety of the Paris promises will reduce temperature rises by just 0.17°C (0.306°F) by 2100.
  • US climate policies, in the most optimistic circumstances, fully achieved and adhered to throughout the century, will reduce global temperatures by 0.031°C (0.057°F) by 2100.
  • EU climate policies, in the most optimistic circumstances, fully achieved and adhered to throughout the century, will reduce global temperatures by 0.053°C (0.096°F) by 2100.
  • China climate policies, in the most optimistic circumstances, fully achieved and adhered to throughout the century, will reduce global temperatures by 0.048°C (0.086°F) by 2100.
  • The rest of the world’s climate policies, in the most optimistic circumstances, fully achieved and adhered to throughout the century, will reduce global temperatures by 0.036°C (0.064°F) by 2100.

 

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *