≡ Menu

Bundan üç beş sene kadar önce ülke gündemine öfkeli, şaşkın ve çaresizce bakan Türkleri hem azıcık gıcık etmek, hem de düşüncelerini dağıtmak için İsveç haberlerinden potpuri geçerdim.

Birinci dünya ülkesi problemlerinden yana hiç sıkıntı çekmemiştir İsveç. Hala da çekmiyor. Fakat bu haberlerden özellikle iki tanesi aklımda kalmıştır. Bir haber, konut inşaatı yapılan bir bölgedeki farelerin inşaatın gürültüsünden rahatsız olabilecekleri düşünülerek firma yetkilileri tarafından günün belli saatlerinde artık dinamitle patlatma yapılmamasına karar verilmesiydi.

Diğeri ise kemirgenlerin değil, insanların sağlığını ilgilendiriyordu: Süpermarketlere ansızın baskınlar yapılmış ve kontroller neticesinde bazı dükkanlarda et ürünlerinin koyuldukları dolapların sağlık bakanlığının belirlediği ısının 1 veya 2 derece üzerinde oldukları tespit edilmişti. Ve evet, bu haberler basında küçük notlar olarak geçilmiyor, aksine manşet haberleri olabiliyordu.

Sadece ikisi böyleydi ama iki yüz yirmi iki haberi de yan yana koysak, hepsinin verdiği mesaj aynıydı: İsveçliler, dünyanın başka yerlerinde kolayca es geçilebilecek detayları  aşırı titizlik ve eşine zor rastlanılacak bir hümanizmle ele alıyorlardı.

Aradan geçen zamanda ne mi oldu? Türkiye’de pek bir şey değişmedi. Hala öfke ve panik durumu devam ediyor. İsveç’te de bir değişiklik yok bence. Hümanizm, düşüncelilik ve halka hizmette eskisi gibi yine sınır yok.

Dünyaya kendini “humanist super power” ve “ilk feminist hükumete sahip ülke” olarak tanıtan İsveç’in gündemine enteresan bir konu düştü dün. Sağlık ve sosyal güvenlikten mesul kurumumuz Socialstyrelsen, Göçmen Dairesi ile el ele verip entegrasyonu kolaylaştırmak için yeni gelen mültecilere yönelik 2,5 sayfalık bir broşür bastırmış. Başlığı şöyle:

Çocuklarla evli olanların bilmesi gerekenler.

Broşür zaten kısa ama onu da özetlersem şöyle diyor:

İsveç’te çocuklarla evlilik yasaktır. O yüzden karınız 15 yaşın altındaysa bu durum biraz uygunsuz kaçıyor, haberiniz olsun. Ve şunu bilin ki, 15 yaşından küçük karınızla daha önceden çocuk da yapmış bile olsanız, artık İsveç’e geldikten sonra seks yapmamanız gerekir. Biz bu durumda eşinize (çocuğa) sorarız, ne diyorsun kızım diye. Uygun bulmuyorum hoşuma gitmiyor derse eşinizi sizin yanınızdan alıp çocuk koruma programına yerleştirmemiz gerekmektedir.

Göçmenlerin entegrasyonu söz konusu olduğunda siyasetçilerden duyduğumuz ve gazetelerde okuduğumuz hep şuydu:

Yeni gelenleri İsveç toplumu ile ilgili daha iyi bilgilendirirsek entegrasyon işini kolaylıkla halledebiliriz.

Çocuk evliliklerinin üzerine 2,5 sayfalık broşürle gidilebileceğine olan inanç da biraz bundan kaynaklanıyor olsa gerek.

Saçmalıklar burada biter mi sanıyordunuz? Bildiğiniz gibi – ya da bilmiyorsunuz ama tahmin edersiniz-  İsveç’te çocuk yardımı parası var. Çocuk 18 yaşını dolduruncaya kadar velisine ödenir bu para. Nereye geleceğimi anlayıp sinirden gülmeye başladınız mı?

Yani koca, sosyal sigortalar kurumuna başvurarak karısı için çocuk yardımı alabilir. 15 yaşından küçük 5 tane karınız var diyelim. 5 çocuğunuz varmış gibi çocuk parası alır, üzerine de 5 çocuk karınızla hareminizde yaşamaya devam edebilirsiniz.

İnsanlar bu konu üzerine ne diyor diye biraz İsveç sosyal medyasını gezdim. Ülkeye geleli biraz olmuş, dili de kendini ifade edecek kadar öğrenmiş Ortadoğu kökenli göçmen kadınlar bir hayli öfkeli. Feryad ediyorlar. Bezdikleri ve altında ezildikleri törelerin bir de burada mükâfatlandırıldığını görmek haliyle onları yıkıma uğratıyor. Sadece göçmen kadınlar böyle ama. İsveç’in beyaz feminist kadınları tartışmalara girer girmez önce beyaz erkeklere şöyle bir zılgıt çekiyor. Bu yaştaki kızlar başörtü takar mı diye soran birkaç erkek alt-right, nazi ve faşist diye damgalandıktan sonra tartışmalar bir yere varamadan bitmiş hep.

Durum absürd. Ve böyle üzerine yarı alaycı eleştiriler yapabilmemiz de bizi aldatmasın. Durum çok ciddi ve daha da kötüsü, bir çözümü yok. Çünkü ülkene almışsın bu insanları. Bu insanlar sana gelmeden önce kendi ülkelerinde evlenmiş, çocuk yapmış. Nasıl olacak şimdi? Adamın mültecilik başvurusunu kabul eder etmez bileğine kelepçeyi takıp cezaevine mi koyacaksın? Aslında kanuna göre yapman gereken bu. Çünkü İsveçli adam aynı şeyi yapsaydı içeri tıkmak zorundaydın. Ama Afrikalı ve Ortadoğulu adamlar ve evlendikleri çocuk karılarının durumu biraz daha çetrefilli şimdi.

Farelerin rahatsız olmayacağı desibelde çalışmak daha kolay ve kendini profile ettiğin ‘extreme humanism’ konsepti için de güzel bir vitrin ürünü. Abdulwahab ve çocuk karısı işleri karıştırmasa iyiydi.

 

{ 0 comments }