Hakkımda

Böyle bir anda sayfa başlığına hakkımda yazınca altını doldurmakta zorluk çektim. İki üç dakikadır ekrana bakıyorum. Oturduğum yerden kalktım, odada iki tur falan da attım. Ama hakkımda’nın altına ne yazacağımı bilemedim. Soru cevaplı olsun o zaman:

Sitenin adı niye böyle?

Yahudili şaka ile cevap verirdim ama bilmeyenler anti-semit sanabilir şimdi beni, o yüzden yahudisiz cevap vereyim: Bir arkadaşım kafasındaki bir proje için satın alıyor bu alan adını. Proje üç günde patlayınca bana hediye etti. Lafın kısası; bedava mezar bulunca içine girdim diyelim. Çünkü çok sıkıntılıdır bu site blog işleri. Düzenli yazacaksın, sık yazacaksın, işinden gücünden vakit ayıracaksın. Ama bir yerde yazmak da önemli bir iş tabii. O yüzden… Bakalım… Gördüğünüz gibi henüz yeni daha.

Yazmak niye önemli?

Üç yönden önemli benim için.

  1. 20 yıldır İsveç’te yaşıyorum ve sadece iki Türk arkadaşım var. Onlarla da haftada bir buluşuyorum. Yani Türkçemi belli bir seviyede tutmam lâzım, gibime geliyor.
  2. Yazdığın zaman düşüncelerinin saçma mı ya da makul mu olduğuna daha iyi kanaat getiriyorsun.
  3. Yazdıklarım bir yerde durursa, bir sene, üç sene, beş sene sonra tekrar bakıp düşüncelerimde nereden nereye geldiğime dair iyi bir fikir edinebileceğimi sanıyorum.

Niye okumalıyız bu blogu?

Aslında ben 2007’den beri yazıyorum. Herhalde 6-7 tane farklı site açıp kapamışımdır. Arada Natama ve Liber+ gibi kâğıda basılan dergilerde de çıktı yazılarım. İyi bir yayınevinden kitap teklifi de aldım. Aklıma yazacak bir şey gelmediği için geri çevirdim gerçi onu.         Neticede şöyle arkama yaslanıp bir bakacak olursam demek ki yazdıklarım bir şekilde okunmuş iyi kötü. Ha gerçi bu da sizin sorunuza iyi bir cevap olmadı, farkındayım.

Şu cevabı deneyeyim o zaman: 2007’den beri yazıyorum dedim. Türkçe yazdığım için beni kendinizden biri gibi görüyorsunuzdur muhtemelen. Çok sağolun, varolun. Ama hayatımın ikinci yarısı İsveç’te geçtiğinden ve 80’li yaşlarda öldüğüm zaman (umarım yaşarım o kadar. ama yaşarım galiba. sigara yok, içki makul oranlarda) aşağı yukarı 60 yıldır burada yaşamış olacağımdan, aslında ben biraz kendimi İsveçli gibi de hissediyorum. Peki, ”hissediyorum” yanlış bir kelime olabilir. Bir İsveçli nasıl düşünüyorsa, ben de o kafa yapısına yıllardır maruz kaldığım için az buçuk onun gibi düşünebiliyorum diyelim. E bir de doğduğun değil, doyduğun yer. Ortak çıkarım var yani bunlarla. Siz ne dersiniz bilmiyorum ama ben Türkiye’de yaşasam, benim dilimi anadili olarak konuşan ama İsveçli kafasıyla düşünen birinin dünyada neler olup bittiğine dair fikirlerini ilginç bulabilirdim. Hristiyan kulübü, sömürgeci Batı’nın merkezine gizlice girip, bulduğunuz bütün belgelerin Türkçe olduğunu farketmişsiniz mesela. Kötü mü?

E tabii bir de İsveç, Türkiye’den bakınca çok enteresan bir ülke. Niye? Çünkü Türkiye’nin tam antitezi. Türkiye ne ise, İsveç o değil. Ve bu İsveç adına çok da iyi bir şey değil. Velhasıl Türkiye’den her illallah deyip kendinizden son derece emin bir şekilde ”bu ülke için şöyle iyi fikirlerim var, öyle olsa, böyle olsa, harika olur” dediğinizde buraya gelip beni size ”been there, done that, not so fantastic” derken bulabilirsiniz. Bu size duygularının ve anın esiri olmayan, daha dengeli ve ileri görüşlü bir insan olma imkânı sağlayacaktır.

Hangi konularda yazılarla doldurmayı düşünüyorsun burayı?

 

Şimdi uyumam lâzım. Yarın devam edeyim buraya.

Hiçbir yazıyı kaçırmamak için
Listeye katılayım