Fact-checking problemi

Çok basit. Yayılan bilginin doğruluğunu kontrol ediyorum diyeni kontrol edecek kadar bilgin var mı? Bilgin yoksa, o bilgiyi bir yerlerden arayıp bulmaya;

  1. takatin var mı
  2. hevesin var mı

Öyle ya, bulduğun şeyin hoşuna gitmeyeceğini sezersen arama hevesin baştan kırılabilir de.

Canlı örneğini geçen gün sosyal medyada bir kere daha yaşadım. Amerika’da yaşayan ve sosyal medyadaki aktivitesini diğer Demokratlar gibi tutkulu bir şekilde Trump aleyhtarlığına adamış bir arkadaşım yeni vergi reformu ile ilgili bir paylaşım yaptı. Eti kemikten sıyırır ve lop olarak teraziye koyarsak, argümanı şu: Vergi reformu zenginlerin vergisini düşürüyor. Bana ve benim gibilere yaramaz. Trump kendi seçmenini de kandırdı. Zaten adam yalancı. Ve zengin. Kendi gibi zengin arkadaşlarına vergi reformu yaptı. Acilen başkanlıktan indirilmesi gerekiyor. Bu argümanı destekleyen bir Washington Post bağlantısı da yanında geldi.

WaPo’daki yazıya göre 37 ekonomistten 35’i Trump’ın vergi reformunu yanlış bulmuş. Yazının ilk cümlesi şu:

President Trump’s administration says his tax cut will pay for itself. It turns out it’s really hard to find an economist who agrees.

Okullu değilim ama Laffer Eğrisi‘nin ne olduğunu öğrenmişliğim var. Yani vergi oranları ile vergi gelirleri aynı şey değil. Olmadıkları gibi, ikisinin arasında ters bir ilişki de var. Özetle: Vergi oranını düşürürseniz devletin vergi geliri yükselebilir. Tabii her zaman olmaz. Başka şartlara da bağlı. Ama dünyanın yetiştirdiği en önemli kafalardan Thomas Sowell’in belgeli olarak ispat edebildiği, Amerika’da genelde böyle olduğu. Vergi oranı inince, vergi geliri yükseliyor. Toplanan verginin işe mi yaradığı yoksa ziyan mı edildiği tartışmaya çok açık ama işte bu vergi geliri sonra fakirin eğitimi, iş programları  vs. için falan harcanırsa… Anladınız işte. Zenginin vergisinin düşürülmesi illa fakirin aleyhine olacak diye bir şey yok.

Tabii oy veren sıradan bir vatandaş bunu bilse çok iyi olur ama herhalde kahvenin yanında bedava verilen internetin ve açık üniversitelerin devrinde dahi insanlardan bunu bilmelerini beklemek çok gerçekçi değil. E bir de Washington Post gibi business modelleri zaten ”siz check etmeyin bu fact’leri, biz ettik. Bizim iş modelimize engel yaratan adamlar size yalan söylemiş” diye önünüze getiriyor. Bakıyorsunuz, önünüze getirilen sizin de ajandanız uygun. Bas RT’yi o zaman.

Neyse ki WaPo benim bir kere mimlediğim bir medya kuruluşu. O yüzden şu 37 haklı ve tarafsız ekonomistin kimler olduğuna bir bakasım geldi.

The University of Chicago’s Booth School of Business regularly polls economists on controversial questions…

diye yazmış Wapo. Anladığıma göre böyle bir ekip bulmuşlar, sürekli bunlara görüş soruyorlar. Kim bu ekip? Taraflı mı, tarafsız mı? Görünüşe göre taraflı olma ihtimalleri yüksek.

It turns out it’s really hard to find an economist who agrees.

Şunu okuduğun zaman ülkedeki tüm ekonomistler fikirbirliğinde gibi bir görüntü oluşuyor kafanda. Oysa taraflı 40 kişi bulmuşsun, habire aralarında anket yapıp gazetene basıyorsun. Fact-checking endüstrisinin de hali bu.

Neyse… Bu kocaman medya şirketlerine karşı geniş çapta alınabilecek bir önlem yok sanırım. Ufak şeylerle mutlu olmaya bakalım. En azından Laffer Eğrisi’nden bahsettik.

Hiçbir yazıyı kaçırmamak için
Listeye katılayım