≡ Menu

Bazılarını sıkıntılı zamanlar bekliyor

“Evlenince hanım çalışsın istemem, çünkü etrafımda gördüğüm evliliklerin hepsi kadın çalıştığı için bitiyor. Şimdi kadınlar erkeklerden fazla da kazanıyor, dört-beş milyon maaşları oluyor. Sonra tut tutabilirsen…”

Sabiha Gökçen’den taksiye atladım. Sessizlik olmasın diye zoraki sohbet açmaya çalışan boşboğazlardan değilimdir ama arabaya binmeden önce sıkı pazarlık yapmıştım ve belki de fiyatı acımasızca aşağıya çekmemin verdiği vicdan azabını savuşturmak için havadan sudan konuşmaya başlamış olabilirim. Lâf lâfı böyle açtı.

Bekârmış. 24 yaşındaymış. 3-5 sene daha evlenmeyi düşünmüyorum dedi. Valla sonra da nasıl olacak bilmiyorum diye de ekledi. Niye dedim. Evlenince hanım çalışsın istemem, çünkü etrafımda gördüğüm evliliklerin hepsi kadın çalıştığı için bitiyor diye cevapladı. E dedim, zengin misin? İkinizi, çoluk çocuk olursa onları tek maaşla geçindirmek zor olur?

“Öyle de abi, aslına bakarsan şimdi kadınlar erkeklerden fazla da kazanıyor, dört-beş milyon maaşları oluyor dedi. Sonra tut tutabilirsen” dedi.

Globalizm işte… Dünyanın ta öbür ucunda olan şeyi burnunun dibinde de görebiliyorsun. Uçakta gelirken Amerika’nın ultra liberalliği ile tanınan Batı yakasında çıkan bir yayında okuduğum makalenin üzerine geldi bu taksi sohbeti. Ama taksiciye bahsetmedim bundan tabii. Lâf aramızda, yazının ana fikri şuydu: Bir toplumda boşanmış veya bekâr kalmış kadınların fazlalığı, o toplumun ne kadar ileri gittiğini gösteriyormuş.

Taksiciden gizlemiştim de, size moralinizi yüksek tutmanız için anlatıyorum bunu. Yani işte 15 sene oldu, iktidar şöyle kadın düşmanı, böyle İslâmcı falan tamam, fakat bir şekilde su yolunu bulmuş yine de, gördünüz mü? Taksi şoförleri eşlerini ellerinde tutamıyor. İyi değil mi bu? Vallahi harika!

İyi haberlere başlamışken ayağımı gazdan çekmeyeyim. Bilim insanları laboratuvarda ürettikleri yapay rahimden kuzu çıkardılar. Dildo, vibratör zaten vardı, Japonlar da seks robotlarını arzulanan seviyelere getirirlerse, artık kadınlar ve erkekler birbirlerini azad edebilir. Böylelikle tarih boyunca kadının arşa yükselmesini engelleyen ne varsa ortadan kaldırmış olacağız.

Teoride güzel de, pratikte mutlaka arızaları çıkar bu projenin. Hiçbir şey bu kadar mükemmel olamaz. Haketmiyoruz bunu. Hamburger lezzetli. Fakat kilo yapıyor. Brokoli tadsız. Ama faydalı diyorlar, yiyoruz. Dünyanın işleyişi böyle. Bir iyinin yanına bir kötüyü de bonus olarak cebinize koyuveriyorlar. Zaten tüketici koruma derneklerinin insanlara öncelikle verdiği yegâne bir öğüt var. Bir ürünün kalitesi çok yüksek ve fiyatı o kaliteye göre inanılamayacak kadar ucuzsa, muhtemelen kandırılmak üzeresiniz.

Bu öğüdün ışığında bize vaadedilen geleceğin ne gibi karanlik bulutları da beraberinde getireceği üzerine biraz beyin fırtınası yapalım derim.

Norveç’te yapılan bir araştırmaya göre ülkede çocuksuz erkek sayısı gittikçe artmakta. Sebebi de Norveçli kadınların sürekli gidip gelip aynı ”üstün” nitelikli erkekleri çocuk yapmak için kullanmaları. Üstün nitelikli derken, yüksek gelir sahibi, eğitimli erkeği kastediyor araştırmacılar. Spermleri piyasada dolaşımda olanlar bunlar. Diğerleri internet başında kokmuş çorapları içinde sivilce çıkarıyor demek ki. Norveç Devlet İstatistik Enstitüsü, 40 yaşındaki erkeklerin yüzde 25’inin kendi çocukları olmadığını söylüyor. Araştırmayı yapanların iddiası, kadınların gittikçe artan eğitim düzeyleri sebebiyle kendilerinden daha az nitelikli gördükleri erkekleri seçmemeleri.

Eşitliğe büyük önem veren ve bu yolda büyük mesafeler kaydeden İsveç toplumunda yapılan bir başka araştırma ise 25-45 yaş arasında üniversite eğitimi olan erkeklerin %73’ünün çocuk sahibi olduğunu, işçi sınıfında bu oranın yüzde 50’ye düştüğünü, işsizlik yaşayanlarda ise çocuk sahibi olma oranının yüzde 23’te kaldığını söylüyor.

Önümüzdeki muhtemel problemlerden bir tanesi, çocuksuz ve yalnız erkeklerin yaşlılıkta nasıl ve kimlerden destek alacağı? İsveç ve Norveç bir yere kadar sırtlar bu insanları. Ya Türkiye? Amerika?

Sürücüsüz araçlar geldi gelecek. Türkiye’deki levyeli ve tesbihli taksi şoförü ile Amerika’daki MAGA kasketli ve silahlı tır şoförünün işsiz kalması an meselesi. Aile yok. Çocuk yok. Peki bu ”sevilmeyenler ve tercih edilmeyenler” sınıfı, ölmeden önce bizlere bir problem çıkarır mı dersiniz? Yani delirip duvarlara tırmanırlarken sağa sola da saldırmak gibi? Yoksa kendilerini uyuşturuyuca ve alkole boğup kuzu kuzu intihar mı ederler?

Belki de sosyal devlete yaslanamayacağımıza göre eskiden olduğu gibi herkese kendine bakması için bir iki tane çocuk vermek gerekecek. Öyle ya, kadınların doğurmasına gerek yok. Problem yok. Laboratuarda yapay rahimlerden çocuk çıkarabiliyoruz. Umarım internetteki köpekseverlerin lincine uğramam ama böyle bir toplumda çocuğun anlamı, görme engellilere verilen bir labradordan farklı olmayacaktır herhalde.

Karamsarlığa mı sürüklendiniz biraz? Bir iyi bir kötüyü, bir kötü de bir iyiyi getiriyor yanında demiştim. Irkçılık ve cinsiyetçilikle uzun bir süredir boğuşuyoruz. Bu illetleri yenememiştik. Şimdi bir fırsat var önümüzde. İnsan yavrularını laboratuarda üretebilirsek hepsini cinsiyetsiz ve beyaz yapabiliriz. Siyahların olmadığı bir dünyada beyazların ırkçılık yapması bir hayli zor olabilir. Kadın ve erkek olmazsa patriyarka ne yapacağını bilemez. Öyle mi, değil mi?

Irkçılığı ve cinsiyetçiliği bitirsek de fırtınalı düşünceleri huzurlu bir limana demirlemek ne mümkün? Laboratuvarda çocuk üretme işinin ihalesini Ali Ağaoğlu’nun aldığını düşünün. Burada o çıkarıyor torbadan çocukları, Kanada’da ise Justin Trudeau Enstitüsü üstlenmiş bu işi. İşte hepsi sınırlar, devletler var diye. Peki onları yok etmeye ne dersiniz? Sınırlar yok. Tek bir dünya hükûmeti var. Ne dersiniz?

Sırtım terden sırılsıklam olmuş bir şekilde uyandığımda Pera Oteli’nin oradan geçiyorduk. Az ilerisinde durduk. 100 lira tuttu. 20 lira bahşiş bıraktım.

Taksiden indim. Ilık ve tanıdık bir İstanbul akşamı rüzgarı suratımı yaladı. Laboratuvarda üretilen cinsiyetsiz çocukların 18 yaşına geldiklerinde vatandaşlık maaşı almaya başlayacakları bir toplumu görmeye yetişmeyeceğim için mutlu hissettim kendimi.

{ 0 comments… add one }

Leave a Comment

Next post:

Previous post: